22 Haziran 2010 Salı

ankara' ya ait,çok tanıdık....

ROMAN OKUDUM SENİ DÜŞÜNDÜM

Bende tarçın sende ıhlamur kokusuYürürüz başkentin sokaklarında
Bir nehir şu tutuk konuşan cumartesiÜstünde iki yonga: Çarşamba, bir de cuma

Ayrılık lafları etme sevgilimÖnümüz Temmuz önümüz Ağustos nasıl olsa
Kolkola yürüyoruz tek tük öpüşüyoruzSonra ayrılıyoruz korkuyoruz da

Kimi zaman neden kalabalığın içinde duruyoruz daKimi zaman bir köşe arıyoruz en sapa
İşimiz mi yok, şu Akay´a sapalım istersenİstersen garson girelim ilkyazın gazinosuna

Börekçi! diye bağır istersen şurdaKısmet çıkar -sanırım- Emek´te oturan kıza
Abiler! Abiler! diye bir şey satayım benMendilim kalmamış kağıt peçete yok mu çantanda?

Üç peseta gibi bir paraya dondurma yemiştimMadrid´te yemiştim, ve çatılardan kanguru akıyorduLondra´da

Seversin mi beni, doğru söyle ama? - Sigara?
Ne eflatun etin var, yanarca mı yanarca

İnan Selimiye´nin minareleri gibisin
Her seferinde başka yoldan çıkılır nirvanaya

CEMAL SÜREYA

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder